Benim Kutum...

7/12/2009 ·


24 Kasım Öğretmenler Günü için öğrencilerimin içine güzel mesajlar attığı kutum... Daha güzel bir hediye olabilir mi? Aynı gün aldığım kötü bir haber beni çok üzmüş olsa da öğrencilerimin verdiği enerji bana kendimi iyi hissettirdi... Masum yüzlerin masum mesajları... :) Küçük meleklerime sonsuz teşekkürler !!

Yorum (yok) Yorum yaz!

Sağlık Sırları...

25/5/2009 ·




1-Suyu seviniz. Güne iki bardak su içerek başlayıp, gün boyunca 2- 2,5 litre su tüketmeye çalışınız.

2-Her sebze ve meyveyi mevsiminde en az iki defa tüketiniz. Doğanın tamamını kullanmış sayılırsınız.

3-Çocuklar için sütü, büyükler için de özellikle yoğurdu her gün sofranızdan eksik etmeyiniz. Yaşamın sırlarından biri olan probiyotikleri bünyenize almış olursunuz.

4-Hasta olmasanız bile, şifalı otları/bitkileri kullanarak vücut direncinizi (immün sistemi) kuvvetli tutunuz.

5-Evinizde kurutulmuş nane, ıhlamur, adaçayı, kekik, kuşburnu, fesleğen, keten tohumu, zencefil, çörekotu, günlük, yeşil çay ile soğan ve sarımsağı her zaman bulundurunuz. Her gün bunlardan en az birini kullanmaya çalışınız ki bunlar vücudunuzun koruyucu şövalyeleridir.

6-Sarımsak, soğan, tere, maydanoz, nane, dereotu, roka, fesleğen türü yeşillikleri fazla tüketiniz. Bunlar vücudunuzun yakın korumalarıdır.

7-Salatanızı mümkün olduğu kadar çok çeşitten oluşturunuz.

8-Hazır çorbalar yerine kendi yaptığınız çorbaları tercih ediniz. Gıdanın en doğalını elde etmiş olursunuz.

9-Kış için ev yapımı domates salçasını tercih ediniz. Domates tanrının bize armağanı harika bir antioksidandır.

10-Katkı maddeleri içeren gıdaları, mevsim dışı sebze ve meyveleri fazla tüketmeyiniz. Bünyenizi fazla dinamitlememiş olursunuz.

11-Yılda dört kez, on beş gün hiç et tüketilmemesi yararlıdır.

12-Günlük 3-4 adet badem, ceviz ve fındık almanız sizi her daim kuvvetli kılar.

13-Haftada en az 2 kez bakliyat ve balık tüketmeğe çalışınız.

14-Sıcak yemekler için toprak, çelik ve cam kapları tercih ediniz.

15-Kış aylarında tulum peyniri, portakal, limon, greyfurt, mandalina ve kuşburnu tüketimini artırınız.

16-Kışın dışarıda işleriniz yoğun ise; güne pekmez içerek başlayınız. Bu uygulama vücudunuzun antifrizidir.

17-Zihinsel çalışıyorsanız kuru üzüm yiyiniz. Beyniniz enerjisiz kalmasın.

18-Ekmek tercihinizi kepekliden yana kullanınız. Bağırsaklar kepekli tam posalarla tanışsın.

19-Her sabah 20 dakika derin nefes alıp verme çalışması yapılması, her nefes alımlarında 4-5 saniye nefesin içimizde tutulması çok yararlıdır. Doğru nefes aldığın kadar hafiflersin.

20-Sabahları ofis ve evinizi 5 dakika tam havalandırarak maksimum düzeyde oksijen, günlük 30 dakika tempolu yürümekle de tüm organlarınızı kazanırsınız.

21-Gülmeyi hiç ertelemeyiniz. Ruhunuzun en iyi ilaçlarındandır.

22-Gece uyku ortamının karanlık olması, yorgunluk durumlarında ise öğleyin kısa süreli uykular iyidir. Vücudumuzdaki pek çok restorasyon işlemi gece, kısa süreli uykularda da günlük tamiratlar yapılmaktadır.

23-Fırsat buldukça toprağa çıplak ayakla basınız. Tüm olumsuzluklarınız toprağa geçer.

24-Her gün 5 dakika gözlerinizi kapatıp hiçbir şey düşünmemeyi öğreniniz. Bu sizin yeniden doğumunuz gibidir.

25-Yaşamınız boyunca, vücudunuzu çok kötü üşütmemeye çalışınız.

26-Kahvaltı masanızda balı her daim bulundurunuz. Bin bir çiçeğin özütüdür o.

27-Yağ tercihinizi genelde zeytinyağından tarafa kullanınız. Vücudunuz hep bunu bekler.

28-Kahvaltının mutlaka tam yapılması, öğle öğününün orta, akşam öğününün de hafif alınması her daim iyidir.

29-Tuz ve şekeri bünyenize ölçülü alınız. Bunların azı karar fazlası hep zarardır.

30-Margarinleri fazla kullanmamak cildinize, kalbinize ve damarlarınıza verdiğiniz en büyük ödüldür.

31-Günlük bir elma ve bir havucun bünyenizde harikalar yarattığını unutmayınız.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Anneler Günü Kutlu Olsun!!!

7/5/2009 ·



Yaşamın Mucizesi Kadında Saklıdır!

Bir kadının içinde neler saklıdır? Dünya var olduğu günden beri cevabı bulunamayan soruların başında kadın gelir. Her hücresinde farklı kodlar olan, yeryüzünün en çözülemeyen bilmecesidir.


Henüz kadın bile kendini tam olarak anlayamamış ve kendi bilinmezliğinde boğuşurken, tıp, psikoloji, mistizm dahil hiçbir branş insan doğasının %100’ünü çözememişken; kadına kendini anlatmak çok zor.


Hemcinslerimle konuşurken, ben bile çoğu zaman anlamakta zorlanırım. Öyle büyük bir denizin dalgalarıyız ki; öyle derin uçurumlarımız var ve öylesine karışık görünen ama çok kolay, basit metotlarla yönetilebiliyoruz ki; karşı tarafı çıkmaza götüren bu olmalı.

Bir kadın, ruhunda büyük güçler taşır. Anne olsun ya da olmasın, yaratıcılık özelliğinden dolayı üstünlüğü vardır. İnsan eşitliği gibi bir durumdan bahsetmiyorum. Orada zaten hemfikiriz. Anlatmaya çalıştığım, kadının alt beyninde küçük bir Tanrı’nın yaşadığıdır. Bu kadını Yaradan’a yakınlaştırır.


Tüm yaratıcı niteliklerini içinde barındıran kadın, sosyal hayatın karmaşasında bu özelliklerini unutur. Aslında unutmaz ancak yaşam sorumluluğu öyle büyük bir yük olur, biner ki omuzlarına, kendi keyfine varmaya fırsatı kalmaz. Zamanla yaşamın her durağı değişime uğratır kadını, zarafetini, ruhunu, bedenini, beynini yavaş yavaş değiştirir. Öğrenip kirlendikçe, insanın vahşi yanına daha çok yaklaşır. Oysa kadın, sonsuz evrendeki en asil yaradılış formudur. Burada olması sadece dünyaya daha güzel bir yaşam biçimi, vizyon, hassasiyet sunmak içindir. Kadın görevli bir melektir. Erkeğin kaba ve avcı yanını törpülemek, bulunduğu yere zevk ve mutluluk vermek için gelmiştir. Kadın demek, değişim demektir.


Peki, sonra ne olur? Düzen, kadının asli görevi olan değişim çabasının üstüne basar ve asıl değişim kadında oluşur. Önce şaşırır kadın, kötülüğe, acıya maruz kalınca, kendi kendini sorgulamaya başlar. İnanamaz, bu kırılganlık ve zarafete sahip bir varlığa nasıl bu denli acımasız davranıldığını sorar. Canı acıyan her canlı gibi, zamanla güvenlik kalkanları oluşturmaya başlar. Gittikçe sertleşir, içine acımasızlık tohumları eker, gerçi ekse ne olacak? Büyütemez ki! Gücü yetmez, her şeye rağmen gönlü elvermez. İçindeki peri kızı engeller. Ama kalınlaşır duvarları, zamanla çevresindekilere benzemeye başlar. Susar çoğunlukla, gözyaşlarını kan olur içine akıtır. Nefes aldıkça büyür, kirlenir, dirense de, hangi beyaz siyaha karşı durabilmiştir? Saklayabildiği, kaçırabildiği kadarını temiz tutar. Fırtınalarla, savaşlarla uğraşırken, kırılır kanatları. Uçmayı, gitmeyi, kaçmayı istese de kalır. Yalnız ve hüzünlü gecelerde tek başına ağlar ama artık acizliğini göstermemek için taktığı bir çok maskesi vardır.


Her kadın yaşamının bir yerinde bu noktaya, en azından yakınına gelir. Bazıları uzak kalmıştır çatışmalardan, onlar kadınlığını diğerlerine oranla daha çok korur. Hangi çerçeveye koymuş olursa olsun resmini, gün gelir sararır gülüşler. Eskiyen ama dokusunu koruyan bir fotoğrafta gizli kalır kadın.


Bir kadın, sadece sevgi ve güveni bulduğu ancak gerçekten inandığı yerde özüne döner. Çıkarır kanatlarını, yaralarını sarar, yüreğinin üstündeki kirleri temizler. İşte, o zaman görür erkekler gerçek kadını. Sihirli elleri değer sevdiğinin yaşamına, değiştirir dokunuşuyla, zevkiyle, sevgisiyle etrafını. Bir erkeğin hiç görmediği kapılar açar, harikalar dünyasına uzanan. Her kadın özünde bir melektir. Yaşamınıza mucizeler istiyorsanız, kadınınızı sevin, güvende hissettirin ve hayatınızda renk renk çiçeklerin açmasını izleyin!


alıntı: http://kadin.tr.msn.com/ask/article.aspx?cp-documentid=16596195

Yorum (yok) Yorum yaz!

Kaliteli Yaşamın 38 Altın Kuralı !!!

27/4/2009 ·



Kaliteli yaşamın 38 Altın kuralını ben yazdım, gerisi de sizden.. :)

SAĞLIK:



1. Çok su için.


2. Kahvaltıyı kral, öğle yemeğini prens ve akşam yemeğini de dilenci gibi yiyin.


3. Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri daha çok ve fabrikalarda üretilen yiyecekleri daha az yiyin.


4. 3 E ile yaşayın -- Energy, Enthusiasm, and Empathy (enerji, heyecan ve duygu paylaşımı).


5. Meditasyon, yoga ve dua yapacak zaman yaratın.


6. Daha çok oyun oynayın.


7. 2008’de okuduğunuzdan daha fazla kitap okuyun .


8. Her gün en az 10 dakika sessiz olarak oturun.


9. 7 saat uyuyun.


10. Hergün 10-30 dakika yürüyüş yapın. Ve yürürken gülümseyin.



KİŞİLİK:



11. Hayatınızı başkalarınki ile karşılaştırmayın. Onların seyahatinin ne hakkında olduğuna dair hiçbir fikrin yok.


12. Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere veya şeylere sahip olmayın. Bunun yerine enerjinizi olumlu şekilde şu an için harcayın.


13. Fazla abartmayın. Sınırlarınızı bilin.


14. Kendinizi çok ciddiye almayın.


15. Kıymetli enerjini gevezelikle, dedikoduyla boşa harcamayın.


16. Uyanık iken daha fazla hayal kurun.


17. Kıskançlık, çekememezlik zamanın boşa harcanmasıdır. Zaten ihtiyacın olan herşeye sahipsin.

18. Geçmiş meseleleri unutun. Partnerinizin geçmiş hatalarını hatırlatmayın. Bu durum mevcut mutluluğunuzu bozar.


19. Hayat, birisine kin duyarak zamanı boşa harcamak için çok kısadır. Kimseden nefret etmeyin.


20. Geçmişinizle barış yapın ki, şimdiki zamanı bozmasın.


21. Senden başka hiç kimse senin mutluluğundan sorumlu değildir.


22. Hayatın bir okul olduğunu ve öğrenmek için burada olduğumuzu unutmayın. Problemler, cebir dersi gibi gelip giden ancak aldığımız derslerin bir ömür boyu devam ettiği eğitim programının bir parçasıdır.


23. Daha fazla gülümseyin ve gülün.


24. Her tartışmayı kazanmak durumunda değilsiniz. Aynı fikirde olmamak için anlaşın.


SOSYAL YAŞANTI:


25. Ailenizi sık arayın.


26. Her gün diğerlerine iyi bir şey verin.


27. Herkesi herşey için affedin.


28. 70 yaşından büyük ve 6 yaşından küçük kimselerle vakit geçirin.


29. Hergün en az 3 kişiye gülümseyin ve tanımadığınız en az 1 kişiye “GÜNAYDIN” deyin.


30. Başkalarının senin hakkında ne düşündüğü seni ilgilendirmez.


31. Hasta olduğun zaman işin sana bakmamalı. Arkadaşların bakmalı. Onlarla temasta olun.



HAYAT:

32. Doğru şeyi yapın!


33. Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan herşeyden uzak durun.


34. TANRI herşeyi iyileştirir.


35. Bir durum iyi veya kötü olsun, nasılsa değişecektir.


36. Nasıl hissettiğinizin önemi yok, haydi kalkın, giyinin ve ortaya çıkın.


37. En iyisine henüz sıra gelmedi.


38. Sabah sağlıklı olarak uyandığınız zaman, bunun için TANRI’ya şükredin.

Yorum (yok) Yorum yaz!

15/4/2009 ·



Dün ünlü bir pizzacıya sipariş verdim, yanlış karışım geldi. Düşünmeye başladım, acaba dualarımız da yukarıya çıkana kadar karışıyor mudur?

Öyle bir karışıklık elbette yaşanmıyor. Tanrı size tam da istediğinizi, arzu ettiğinizi ve gerçekte gönlünüzden geçirdiğinizi yolluyor. Peki, o kadar dua edip, yakarmamıza rağmen kabul olmayan dileklerimiz ne olacak mı diyorsunuz? Cevabı basit aslında. Ruh ve bilinçaltı, özünde neye ihtiyacımız olduğunu biliyor. Bilmeyen üst beynimiz ve duaları da onunla yapıyoruz.
Başkalarının hayatını etkileyen duaların kabul olmaması doğal. Şu beni çok sevsin ya da bana aşık olsun tarzındaki istekler kabul görmüyor. Çünkü başka birinin hayatını değiştirmeye çalışıyorsunuz. Lotodan para çıkması için edilen duaların da tutmadığı çoğumuz için aşikar. Evrenin dengesini bozacak, işleyişi değiştirecek, içinde kötülük ve art niyet taşıyan, tekamül etmenizi engelleyecek dilekler, sanırım bilgisayarımızın masaüstündeki geri dönüşüm kutusuna benzer bir kutuya gönderiliyor. Son bir kontrolden geçiyor ve sil düğmesinin tek tuşu ile siliniyor.
Galiba dua edip, istemenin de bir kuralı var. Hayatınıza aşk istiyorsanız, her ıslığınızda gelmemesinden daha doğal ne olabilir ki? Dünyaya gelmenin bir sebebi olmalı, genel geçer kural, gelişim. Ruhunu büyüteceksin. Öğrenip gelişeceksin. Şimdi, her gelen ilişkide aynı hataları yapıyorsanız, yaşadığınız mutsuzluklara rağmen yine aynı eksiklere sahip insanları seçiyor ve benzer acılar yaşıyorsanız, bir önce tecrübe ettiklerinizden ders çıkarmıyorsanız, gerçek aşk kapınızı çalar mı? Aşk gelmedi diye dualara suç bulabilir misiniz?
Bence, sistem her konuda şöyle işliyor. Yaşadığımız iyi ve kötü olaylar, daha iyi ve doğru bir ruha, beyne ve öz disipline sahip olmak için. Karşılaştığı olayların sonuçları ile ilgilenmeyen, her oluşum için karşı tarafı suçlayan kişiler, bir sonraki sahnede, benzer olayın daha şiddetli şeklini yaşıyor. Bu durum, siz ders alıp, kendi eksiğinizi ve yanlışınızı görüp, kendinizi eğitene kadar devam ediyor.
Aşk için de geçerli olan bu kurallar bütünü, biraz silkelenip, oturup düşününce, mantığını, felsefesini kavrayınca, ufak ufak düzelmeye başlıyor. İşte bunları, duaların cevabını almak ve istediklerimize kavuşmak, hatta ödüllendirilmek olarak tanımlayabiliriz.
Yaşamanız gereken ne ise, neyi tecrübe etmeniz gerekiyorsa, karşınıza o çıkıyor. Kimine göre bu dünya çok adaletsiz. Birileri trilyonlarla oynarken, diğer tarafta insanlar açlıktan ölüyor. Doğru, adalet sistemi bizim bildiğimiz şekilde işlemiyor. Ancak, bilmediğimiz, anlayamayacağımız ve hatta hiç arkasını göremediğimiz öyle çok olay var ki…
Dualarınıza dikkat edin. Ne dilediğinize, neyi istediğinize, gerçekte neye ihtiyacınız olduğuna! Yukarıdan gelen siparişler karışmaz. Karıştığını düşünüyorsanız, yemeniz gereken pizza odur. Hayatın farkına varın. İşin özü farkındalık! Sizi sevenlerin, size değer verenlerin kıymetini bilin. Elinizde bulunan her şeyin kaybedilince değerinin anlaşıldığını unutmayın. Hele kapınıza bir aşk bırakılmışsa, onu itina ile büyütün. Birçok dilek ve dua yerine ulaşır. Bunların içinde en az cevap alınanı, aşktır. Elinize bir aşk meleği konduğunda bunu fark edin. Çünkü pırlantadan bile değerli bu hediye, kıymetini bilmezseniz uçup gidecektir. Sonra gelsin diye bir ömür beklersiniz…..

alıntı :
http://kadin.tr.msn.com/ask/article.aspx?cp-documentid=15560...

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::